3 Nisan 2012 Salı

ALAADDİN CAMİİ

         Ulu Camii, Büyük Camii ve Alaüddin Camii olarak da anılan bu cami, Sinop il merkezindedir.
         Selçuklu dönemi plan tiplerine uygun olarak enine uzanan dikdörtgen, 22x66 metre ölçüsünde, duvarları bir sıra tuğla, bir sıra kesme taştan yapılmış.
İbadet mekanının üzeri beş kubbe ile örtülmüş,bahçesine şadırvan yapılmıştır.
Caminin kuzey yönünde 12 m. yüksekliğinde bir duvarla çevrilmiş 30x79 metre ölçüsünde bir avlunun kuzey, doğu ve batıya açılmış üç kapısı bulunmaktadır.
Bu avlunun kuzey ve batı kapıları üzerinde bulunan kitabelerden anlaşıldığı gibi; yapımına Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı I. Alaeddin Keykubat (1220/1237) tarafından başlanmış ve vezir Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 de tamamlanmıştır.
İsfendiyaroğulları zamanında da avlunun kuzeydoğu köşesine İbrahim Bey’in türbesi yapılmıştır.
Candaroğlu Celalüddin Beyazıd Bey tarafından h.787 (1385) de genişletilerek onarılmıştır.
Osmanlı Sultanı Abdülmecit zamanında Sinop Mutasarrıfı Tufan Paşa tarafından da h.1267 (1851) de onarıltılmış.
Seyyah Ibn Battuta (1304/1368) seyahatnamesinde,
Sinop’un Ulu Camii ile ilgili olarak şunları yazar;
“Sinop’un camii en güzel mescitten biridir. Ortasında bir su havuzu bulunur. Bu havuzun fevkinde, dört ayak üzerine mebni bir kubbe mevcuttur. Her ayağın yanında rühamdan iki sütun mevzuudur. Bunların fevkinde bulunan mahfile ahşap bir merdiven ile çıkılır. Bu, Sultan Barvana İbni Sultan Alaüddin Rumi’nin eseri binası olarak, mumaileyh Cuma namazını meskur kubbenin üstünde eda ederdi. Badehu oğlu, Gazi Çelebi canişini oldu. Onun vefatında salihfülbeyan Sultan Süleyman Sinop’u zaptetti”.
          Camiye avludan beş kapı ile girilir.İbadet mekanının üzeri biri büyük olmak üzere üç kubbe ile örtülmüştür.Ayrıca batı ve doğu yönünden de birer küçük kubbe ile ortadaki üç kubbe desteklenmiş.


         Caminin mihrabı beyaz mermerden olup, bezemeli olarak iç içe iki mihrap görünümünde.
Mihrabın çevresi çiçekli kabartmalar halinde çepeçevre Ayatel Kürsü ile çevrilmiştir.Mihrap yanındaki minber ile birlikte camiyi onaran Candaroğlu İsfendiyar Bey tarafından yaptırılmış.
        Caminin minberi büyük kubbenin 1850 de yıkılması sırasında harap olmuş, kalan bölümleri Trabzon Valisi Sırrı Bey tarafından İstanbul Türk ve İslam eserleri Müzesi’ne gönderilmiş.
      Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu minbere şöyle değinmiş: ”Evsaf-ı Mimber-ı cami-i Sinop- öyle bir müsenna ve murassa ibretnümadır ki, sitayişinde kerubiyan bile acizdirler. Lakin Ala kaderittaka bu hakir deryadan katre, güneşten zerre olarak tavsif edeyim. Evvela üstad-ı kamil bu minberi altı kıt’a mermer-hamdan inşa edip her paresini birbirine öyle mezcetmiştir ki, Kemal-i kuvvet-i basara malik olan hezarfenler bile nazar-ı im’an ile bu taşı muayene etseler her kıt’a taşın birbirine intizaç yerini fark edemezler. Güya yekpare bir minber-i ranadır. Cenabı İzzet ruyi arzda ne kadar nebatat, Şukufe ve eshar halk etmişse üstat-i mermer yedi tülasını iyan ederek bu mermerde tersim etmiştir ki diyar-ı İslam’da buna muadil bir minber yoktur.”
        Caminin arkasında kesme taştan, yuvarlak gövdeli tek şerefeli olan minaresi bulunur.

Resim yazısı ekle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme